Hikâye

Sabahki Toplama Emri

Satan ürünün yerine aynısını koymak. Aynı depo satırından iki kişi mal isteyince kavga çıkar; kavgayı bitiren şey hakemlik değildir.

Depodan Mağazaya · 1 / 6

Replenishment’ın on tane adı var. Kimi AR diyor, kimi ARES, kimi kısaca Repl. Türkçesi ikmal ama sahada bu kelimeyi söyleyen birini hiç duymadım. Bir de RPT diyenler var, o yanlış. RPT tedarikçiye verilen tekrar siparişidir, malı yeniden ürettirmektir. Bizim konumuz fabrika değil, depo. Depodaki malın mağazaya gitmesi.

Bu kadar çok adı olan bir işin tanımı ise kısa:

Satan ürünün aynısını yerine koymak.

İki kelimenin altını çizeyim. “Satan”: boş rafı doldurmuyoruz, satışın arkasından gidiyoruz. “Aynısını”: mağazaya yeni bir ürün tanıtmıyoruz, zaten sattığı üründen bir daha gönderiyoruz. Sezon başında mağazaya ilk malı koymak başka bir iş, o bu dizide yok. Biz sezonun içindeyiz. Mal rafta, müşteri alıyor, raf boşalıyor.

Sahne yine Lumoda. 84 fiziksel mağaza var: 18’i İstanbul’da, 66’sı Anadolu’da. Sonbahar-kış sezonunun ilk dört ayında 370 optionModel ile rengin birleşimi; planlamanın ve transfer kararının temel ürün birimi. satışta. Her mağaza her option’ı taşımıyor. Pazartesi sabahları satışta olan mağaza–option çiftlerini sayınca ortalama 14.666 çıkıyor. İlk pazartesi 10.868; yeni ürünler geldikçe sayı artıyor, son pazartesi 16.259. Her çift ayrı bir karar. Bu dört ay 122 gün sürüyor ve bu sürede 18 kez karar veriliyor. Dört ayın toplamı 263.981 karar.

Pazartesi, 08:40

Bu dört ayın dördüncü pazartesisi. Ali’nin ekranında Fırfırlı Bluz açık, bej rengi. Collection’dan bir ürün, rafa çıkalı 35 gün olmuş. Depoda bütün bedenlerinden 1.347 adet duruyor. Ali’nin derdi XL.

Lumoda’da mağaza istekleri pazartesi sabahı girilir. Hesap herkes için aynı: Pelin’in sezon planında o mağazaya önümüzdeki dört hafta için ne yazıyorsa, eksi raftaki ve yoldaki stok. Son dört haftada hiç satmamış mağazaya istek yazılmaz, ölü stoğun üstüne mal yığılmasın diye.

Mağazalar iki kişi arasında bölünmüş. İstanbul mağazaları Ali’de, Anadolu mağazaları Veli’de. Kişi iki, depo bir.

Ali üç mağazası için XL istiyor: İstanbul 7’ye 5, İstanbul 8’e 8, İstanbul 17’ye 7. Kaydediyor. Ekrana bir uyarı düşüyor: bu bedende istekler depodaki stoğu aşıyor, depo kesecek.

— Veli, Fırfırlı Bluz’un XL’ine sen mi dokundun?

— Dokundum. Konya 2’ye 10 yazdım. Sabah sekizde girdim.

— Sekizde girdin diye mal senin mi oldu?

— Saatle ilgisi yok, diyor Veli. Depo istekleri orantılı keser. Tek adet bölünmez, en çok isteyene gider. Konya 2 on istedi, senin en büyüğün sekiz.

Depoda XL’den tek adet var. Altı mağaza 32 adet istedi. Toplama emri çıktığında tablo şöyle:

MağazaKiminİstekGidenSon 28 günde satışGünde satış
İstanbul 7Ali50291,04
İstanbul 8Ali80331,18
İstanbul 17Ali70321,14
İzmir 3Veli1060,21
Bursa 4Veli10130,46
Konya 2Veli101190,68

XL bu mağazaların hepsinde son 28 günün her gününde raftaydı. Yani günlük hızlar karşılaştırılabilir. Ali’nin üç mağazası da günde birden fazla satıyor. Konya 2 günde 0,68. Mal en hızlı satan mağazaya değil, en büyük sayıyı yazan mağazaya gitti.

İkisi de haklı

Bu konuşmanın devamını tahmin edersiniz.

— Konya 2 günde 0,68 satıyor, diyor Ali. Benim üç mağazam da birin üstünde.

— Sayıyı ben uydurmadım. Plan Konya 2’ye bunu yazıyor. Ne yapacaktım, eksik mi isteyecektim?

Ali’nin derdi gerçek. İstanbul 8 bu bedeni son dört haftada 33 tane sattı. XL’i arayan müşteri M’ye razı olmaz. Veli’nin derdi de gerçek. Kurala uydu, planın dediğini istedi.

Kimse yalan söylemiyor, kimse kendi mağazasını kayırmıyor. İkisi aynı tabloya bakıp doğru bir şey söylüyor. Sorun da tam bu.

Haftaya aynı şey başka bir option’da olacak. Bu sefer Ali isteğini biraz şişirmeyi düşünecek. Veli de. Elle çalışan her zincirde bu kavga vardır. Kavga stok yüzünden çıkmaz, kesim kuralı yüzünden çıkar. Kural istenen adede bakıyor, satış hızına bakmıyor.

Pars

Pars yan masada, ön izleme raporlarına bakıyordu. Başını kaldırıyor.

— Siz kardeşsiniz, kavga edemezsiniz. Hem asıl mesele bu da değil.

İkisi de ona dönüyor.

— “Bu mal kimin” diye tartışıyorsunuz. Bunun cevabı yok, o yüzden tartışma da bitmiyor. Sormanız gereken şu: bu mal nerede daha çabuk satılır? Bunu ikiniz de tek başınıza bilemezsiniz. Ali İstanbul’a bakıyor, Veli Anadolu’ya. Seksen dört mağazanın hepsine aynı anda bakan biri lazım.

— Kim bakacak? diyor Veli.

— Kimse. Sistem bakacak.

Gece çalışan sistem

Pars anlatıyor:

— Mağazalar kapanınca günün satışı ve stoğu merkeze gelir. Sistem gece çalışır. Her mağaza ve her option için üç şeye bakar: bu hafta ne sattı, rafta ne kaldı, önümüzdeki hafta ne satması beklenir. Aradaki açığı kapatacak kadar mal ister. Sabah depoya tek bir toplama emri gelir.

— Yani sekizde girmenin de büyük sayı yazmanın da anlamı kalmıyor, diyor Ali.

— Kalmıyor. Liste kişiye göre değil, kurala göre çıkıyor. Kurala itirazın varsa kurala itiraz edersin. Veli’ye değil.

Büyük zincirler bu hesabı her gün yapar, bazıları sabah ve akşam olmak üzere günde iki kez. Lumoda’da haftada bir yetiyor, 122 günde 18 karar. Sıklığı mağaza sayısı belirlemiyor. Malın ne kadar hızlı döndüğü ve deponun bir günde kaç sevkiyat hazırlayabildiği belirliyor.

Toplama emri çıktıktan sonra mal bir ile üç gün içinde mağazada oluyor; adetlerin %52,9’u ikinci günde varıyor.

Kural

Veli soruyor:

— Peki bu sistem neye göre dağıtıyor?

— Tek cümle, diyor Pars. Kısıtlı stoğu, onu en hızlı satacak mağazaya gönder.

— Bu kadar mı?

— Bu kadar. Ama içinde bir tuzak var. En hızlı satacak mağazayı nereden bileceğiz?

Pars tabloyu gösteriyor.

— Bu sabah kolay. Altı mağazada da XL dört hafta boyunca raftaydı, satışı güne bölünce hızı buluyoruz. Ama raf bir hafta boş kalsaydı? O hafta satış sıfır yazılırdı. Müşteri gelir, bedenini bulamaz, çıkıp gider. Bunu hiçbir rapor yazmaz.

Bu tuzağı bu bluzda da gördük. Dört ayın sonunda baktığımızda İstanbul 8’in XL’i, saydığımız 119 takvim gününün yalnız 30’unda rafındaydı ve 34 tane sattı. Satışı takvim gününe bölen bir sistem İstanbul 8’i günde 0,29 satan bir mağaza sanır. Rafta olduğu güne bölünce hız 1,13. Aynı mağaza, aynı ürün, 3,9 kat fark.

Tuzak şu: sistem geçen haftanın satışına bakıyor. Stoksuz kalan mağazanın satışı düşük görünüyor. Düşük göründüğü için yavaş sanılıyor. Yavaş sanıldığı için az mal alıyor. Az mal aldığı için yine stoksuz kalıyor. Zincir kendi kuyruğunu kovalıyor ve bunu fark etmiyor, çünkü raporda her şey yolunda görünüyor.

Dizinin geri kalanı bu sorunun etrafında dönecek. Sonraki yazıda kararın kendisini kuruyoruz. Mal satmadan önce mi gitmeli, sattıktan sonra mı? Ürün tipi stratejiyi değiştirir mi? Özel gün öncesinde mağazaya ne kadar mal yığılır, satmazsa ne olur?

Bir şeyi de unutmayalım. Lumoda’nın bugünkü yöntemi de bir kural: planın dört haftası. Pars’ın kuralı onun yerine geçmeye aday. Bu dizide ikisini aynı sezonda, aynı depoyla yarıştıracağız.

Şunu da baştan söyleyeyim: replenishment zor bir problem değil. Ne kadar karmaşık hale geleceğini tecrübeniz belirliyor. Bu dizide bir kez de bilerek gereğinden karmaşık yapmayı deneyeceğiz. Ne çıktığını da olduğu gibi yazacağız. 🙂

Yazan: Sabri Suyunu