Perakende Sözlüğü
Moda perakendesinde terim her şeydir. Aşağıdaki tanımlar sitedeki bütün yazılarda geçerlidir; yazı içinde altı çizili bir terim gördüğünüzde tanımı buradan gelir.
Açık adet · eaches
Depodan beden beden, tek tek toplanan mal. İsabetlidir ama toplaması pahalı ve depo kapasitesi sınırlıdır.
Açık adet, depodan beden beden, tek tek toplanan maldır.
İsabetlidir çünkü mağazanın tam ihtiyacı kadar beden gönderilebilir, ama toplaması pahalıdır ve depo kapasitesi sınırlıdır.
Ayrıca: açık beden
Beden eğrisi · size curve
Bir mağazanın satışının bedenlere dağılımı; her bedenin satıştaki payı. Kolinin beden karışımı bu eğriye göre kurulur.
Beden eğrisi, bir mağazanın satışının bedenlere nasıl dağıldığıdır: satılan her yüz adetten kaçı en küçük bedenden, kaçı en büyük bedenden? Paylar mağazanın büyüklüğünden bağımsızdır; küçük bir mağazanın eğrisi büyük bir mağazanınkiyle aynı olabilir.
Eğri satıştan okunur, ama satış talebin tamamı değildir. Rafında bir bedeni olmayan mağaza o bedeni satamaz; bu yüzden eğri okunurken o bedenin rafsız kaldığı günler hesaba katılır (bkz. sansürlü talep).
Ayrıca: beden dağılımı
Benzer ürün · Lookalike
Geçmişi olmayan yeni bir ürünün talebini, özellikleri ona benzeyen geçmiş ürünlerin satışından tahmin etme yolu.
Yeni bir ürünün satış geçmişi yoktur. Benzer ürün yöntemi, kategorisi, fiyatı ve diğer özellikleri ona yakın olan geçmiş ürünleri bulur ve onların mağaza mağaza nasıl sattığını yeni ürüne taşır.
Yöntemin kalitesi, ürünlerin özelliklerinin ne kadar düzgün kaydedildiğine bağlıdır. Geçmiş ürünler stoksuz kaldığı günlerde satış yapamaz. Bu yüzden satış, toplam gün sayısına değil ürünün rafta bulunduğu günlere bölünür.
Ciro sınıfı · sales volume grade
Mağazaların son on iki ayın cirosuna göre sıralanıp A, B ve C diye üçe ayrılması. Mağazanın ne kadar sattığını söyler, ne sattığını söylemez.
Ciro sınıfı, mağazaları son on iki ayın net cirosuna göre sıralayıp üç sınıfa ayırır. Lumoda’da ilk yüzde yirmi A, sonraki yüzde otuz B, kalan yarı C sınıfıdır. Geçmişi bir yıldan kısa olan mağazanın cirosu bir yıla tamamlanır; yarım yıllık geçmişi bile olmayan yeni mağaza sıralamaya girmez, C alır.
Sınıf kolay hesaplanır ve sezondan sezona pek değişmez. Ama yalnız ölçeği taşır: büyük bir mağaza ile küçük bir mağaza aynı şeyleri satıyor olabilir.
Ayrıca: mağaza sınıfı, ABC sınıfı
Cover · Cover / Weeks of Supply
Mevcut stoğun satış hızına bölünmesiyle bulunan yeterlilik süresi; kaç haftalık satışı karşılayacağını söyler.
Cover, bir mağazadaki stoğun o ürünün satış hızına bölünmesiyle bulunur. Sekiz haftalık cover, mevcut stoğun sekiz haftalık satışı karşılayacağı anlamına gelir.
Transfer kararında iki taraflı okunur: gönderen mağazanın cover’ı yüksekse elinde fazla stok var demektir, alan mağazanın cover’ı düşükse ihtiyacı var.
Ayrıca: stok yeterliliği, hafta karşılığı
Depoda tutma · Hold-back
İlk sevkiyatta gönderilebilecek paketlerin bir kısmını mağazalara göndermeyip depoda bırakmak. Bu mal satış görüldükçe dağıtılır.
Depoda tutma, ilk sevkiyatta gönderilebilecek paketlerin bir kısmını depoda bırakmaktır. Bu dizide depoda tutulan pay, ilk alımın değil, o gün gönderilebilecek paketlerin yüzdesidir; Lumoda’nın kendi kuralı ise ilk alımın yüzdesinden söz eder. Gönderilebilecek paket sayısını, depodaki stoğu pakette kendi payına göre en önce biten beden belirler; bu yüzden depoda kalan malın ilk alıma oranı bedenden bedene değişir.
Bu mal, satış başladıktan sonra replenishment’la ihtiyacı çıkan mağazalara gider. Yanlış tahmine karşı bir sigortadır. Bedeli de vardır: depoda duran mal mağazada satmaz ve ilk haftalarda rafta daha az mal olur.
Fiyat esnekliği · price elasticity
Fiyat bir miktar değiştiğinde talebin ne kadar değiştiğini söyleyen oran. Esnekliği yüksek ürün indirimle çok satar, düşük olan az satar.
Fiyat esnekliği, fiyattaki yüzde bir değişimin talepte yüzde kaç değişiklik yarattığını anlatır. İndirimle satışı çok artan bir ürünün esnekliği yüksektir; indirime neredeyse hiç tepki vermeyen bir ürünün esnekliği düşüktür.
Esneklik doğrudan görülmez, geçmiş satıştan kestirilir. Aynı dönemde başka şeyler de satışı değiştirdiği için bu kestirim kolayca yanılır; yanlış bir esneklik de yanlış bir takvime yol açar.
Ayrıca: fiyat elastikiyeti, esneklik
İkame · Substitution
İstediği ürünü bulamayan müşterinin başka bir ürün alması. Satış şirkette kalır, bu yüzden karşılanmayan talebin tamamı kayıp sayılmaz.
Müşteri bedenini ya da rengini bulamaz ve aynı ürünün yan bedenini, benzer bir modeli ya da başka bir rengi alır. Buna ikame denir. Cirodan bakınca satış gerçekleşmiştir; ürün bazında bakınca ilk seçilen ürünün talebi karşılanmamıştır.
Bu fark satış kaybının büyüklüğünü değiştirir. Karşılanmayan talebin bir kısmı ikameyle kurtulur, kalanı gerçek kayıptır. Ama müşteri sahada hangisini yapacağını söylemez; satış verisinde ikameyle gelen satış, normal satıştan ayırt edilemez.
İlk sevkiyat · Initial allocation
Sezona yeni giren bir ürünün mağazalara ilk gönderimi. Satış görülmeden yapılır; malın bir kısmı depoda tutulabilir.
İlk sevkiyat, sezona yeni giren bir ürünün hangi mağazaya kaç paket gideceğine verilen karardır. Ürünün henüz hiç satışı olmadığı için karar plana ve benzer ürünlerin geçmişine dayanır.
Kararın birimi pakettir: bedenleri sabit oranda karıştırılmış kapalı bir koli. İlk sevkiyatta koli açılmaz. Lumoda’da beş bedenli bir setin paketi yedi adettir, beden sırasıyla 1-2-2-1-1.
Malın tamamı gönderilmek zorunda değildir. Bir kısmı depoda tutulur ve sezon içinde, satışı iyi giden mağazalara replenishment’la gider.
Ayrıca: allocation, ilk dağıtım
Kanibalizasyon · Cannibalization
Yeni bir ürünün ya da kampanyanın satışını, aynı şirketin başka bir ürününün satışından alması. İkamenin akrabasıdır.
Kanibalizasyonda yeni bir ürün ya da bir kampanya, kendi ürün gamının başka bir ürününün satışını yer. Şirketin toplam satışı artmaz; yalnızca kimin sattığı değişir.
İkameyle ortak yanı, müşterinin bir üründen ötekine geçmesidir. Fark, nedenin ürünün stokta olmaması değil, başka bir ürünün daha cazip hâle gelmesidir. İkamede müşteri istediğini bulamadığı için yönelir, kanibalizasyonda istediğini bulduğu hâlde vazgeçer.
Bu ayrım ölçüde önemlidir. Bir ürünün satışı düşünce nedenin stok, fiyat ya da komşu bir ürün olduğunu ayırmak gerekir; aksi hâlde yanlış sürece sorumluluk yazılır.
Ayrıca: yamyam etkisi
Kırıklık · Broken size set
Bir option'ın beden setinin bozulması; ara bedenler tükenmiş, uçlar rafta kalmıştır.
Bir option’ın S, M, L bedenleri satılmış, elde yalnızca XS ve XL kalmışsa o option kırıktır. Kalan bedenler tek başına satmaz: müşteri kendi bedenini bulamaz, ürün rafı işgal eder.
Kırıklık tespiti beden etiketine değil setteki sıraya bakar; pantolonda “M” diye bir beden yoktur ama üçüncü kademe vardır.
Ayrıca: beden seti bozulması
Koli (lot) · pack / prepack
Bedenleri sabit oranda karışık, kapalı paket. Lumoda'da yedi adet, beden sırasıyla 1-2-2-1-1; tek bedenli aksesuarda altı adet. Toplaması ucuzdur ama beden ihtiyacına tam uymaz.
Koli, bedenleri sabit oranda karışık, kapalı bir pakettir. Lumoda’da beş bedenli bir setin kolisi yedi adettir, beden sırasıyla 1-2-2-1-1. Tek bedenli aksesuarda koli aynı bedenden altı adettir.
Toplaması ucuzdur çünkü depo koliyi tek parça olarak hareket ettirir, ama mağazanın gerçek beden ihtiyacına tam uymayabilir.
Ayrıca: lot, asorti koli, paket
Küme (cluster) · cluster
Satış karışımı birbirine benzeyen mağazaların grubu. Plan ve ilk sevkiyat kümedeki mağazaları tek birim gibi ele alır.
Küme, satış karışımı birbirine benzeyen mağazaların grubudur. Plan bir kümeye bir kategori karışımı verir, ilk sevkiyat da kümedeki mağazaları aynı müşteriye satıyormuş gibi ele alır. Mağazanın büyüklüğü kümeyi belirlemez; yalnız o mağazaya düşen toplamı belirler.
Kümeler çoğunlukla makine öğrenmesiyle, mağazaların satış verisinden bulunur. Bölge ya da ciro sınıfı gibi elle konmuş kurallarla kurulan gruplar da bir gruplamadır, ama müşterinin ne aldığına bakmazlar.
Ayrıca: mağaza kümesi, mağaza grubu
Markdown · markdown
Bir ürünün fiyatının sezon içinde, geri çıkmamak üzere indirilmesi. Bir oran değil bir takvim kararıdır; hangi ürün, hangi hafta, hangi kademe. Satışı hızlandırır, adet başına geliri düşürür.
Markdown, bir ürünün tam fiyatından geri çıkmamak üzere indirilmesidir; bir iki haftalığına konup kalkan kampanyadan farkı bu. Sahada indirimle dönüşümlü kullanılır; sezon indirimi ise zincirin takvime bağladığı, birçok ürünü birden kapsayan indirim olayıdır.
İndirim genellikle kademe kademe iner: örneğin yüzde yirmi, otuz, kırk, elli, yetmiş. Her kademe satış hızını artırır, ama ürünün adet başına getirisini de düşürür. Bu yüzden markdown bir oran değil, bir takvim sorusudur: hangi ürüne, ne zaman, ne kadar.
Ayrıca: indirim
MOQ · Minimum Order Quantity
Minimum sipariş miktarı; tedarikçinin bir sipariş için kabul ettiği en küçük adet.
MOQ, tedarikçinin üretim hattını kurmaya değer bulduğu en küçük adettir. Genellikle model ya da renk (option) başına tanımlanır.
Tekrar siparişte MOQ’nun anlamı değişir: sezonun kalanında satılabilecek adet MOQ’nun altındaysa, sipariş fazladan stok almak demektir.
Ayrıca: minimum sipariş
Option · Option
Model ile rengin birleşimi; planlamanın ve transfer kararının temel ürün birimi.
Moda perakendesinde üç kimlik düzeyi vardır. Model tasarımdır ve fiyat bu düzeyde belirlenir. Option modelin bir rengidir. SKU option’ın bir bedenidir ve en alt stok birimidir.
Transfer kararı option düzeyinde verilir, çünkü bir rengi tek başına taşımak anlamlıdır ama tek bir bedeni taşımak beden setini bozar.
Ayrıca: model-renk
Ölü stok · dead stock
Sezon ve outlet penceresi bittikten sonra depoda kalan, bir daha satılmayacak mal.
Ölü stok, sezon sonunda ve outlet penceresinden sonra depoda kalan, bir daha satılmayacak maldır. Depoda yer kaplar ve sermaye bağlar.
Markdown kararı iki hata yapabilir: malı gereğinden erken ve fazla indirip parayı kaybetmek, ya da gereğinden geç ve az indirip ürünü ölü stoğa bırakmak. İlki markdown TL’de, ikincisi ölü stokta görünür.
Ayrıca: ölü mal
Replenishment
Depodaki stoğun mağazalara, satışa göre düzenli aralıklarla gönderilmesi. Sahada AR, ARES ya da Repl diye de kısaltılır; RPT ise başka bir şeydir.
Replenishment, depodaki stoğun mağazalara satışa göre düzenli aralıklarla gönderilmesidir.
RPT (repeat sipariş) ile karıştırılmamalıdır: RPT tedarikçiye tekrar sipariş vermektir, replenishment değildir.
Ayrıca: AR, ARES, Repl
ROS · rate of sale
Rate of Sale: bir ürünün belli bir sürede ortalama satış hızı, genelde günlük ya da haftalık adet.
ROS (Rate of Sale), bir ürünün belli bir sürede ortalama satış hızıdır; genelde günlük ya da haftalık adet olarak ifade edilir.
RPT · Repeat order
Repeat sipariş; sezon içinde beklenenden çok satan ürünün tedarikçiye yeniden sipariş edilmesi. Depodan mağazaya sevkiyat değildir.
RPT, sezon içinde beklenenden hızlı satan ya da az üretilmiş bir ürünün tedarikçiye yeniden sipariş edilmesidir. Malın kendisi yeniden üretilir.
Sahada kısaltma bazen depodan mağazaya giden tekrar sevkiyat için de kullanılır. Bu sitede o işin adı replenishment’tır; RPT yalnız tedarikçiye verilen siparişi anlatır.
Ayrıca: repeat, tekrar sipariş
Safety stock
Satışın beklenenden hızlı gittiği ya da malın geç geldiği günler için tutulan ek stok. Öngörünün üstüne tampon olarak eklenebilir ya da hedefin altına inmeyeceği taban olarak kurulabilir.
Safety stock, satışın beklenenden hızlı gittiği ya da malın geç geldiği günler için tutulan ek stoktur.
İki şekilde kurulur. Tampon olarak kurulursa öngörünün üstüne eklenir: hedef = öngörü + safety stock. Taban olarak kurulursa hedef ondan aşağı inmez: hedef = max(öngörü, safety stock). Depodan Mağazaya dizisi onu taban olarak kullanır.
Ayrıca: emniyet stoku, güvenlik stoku
Sansürlü talep · Censored demand
Raf boşken gelen ve kayda geçmeyen talep. Satış verisi talebi değil, talep ile stoğun küçüğünü gösterir.
Stok bittiğinde satış durur ama talep durmaz. Müşteri gelir, aradığını bulamaz ve çıkar; bu hiçbir yere yazılmaz.
Bu yüzden satış verisi talebin kendisi değil, talep ile stoğun küçüğüdür. Talebi geri kurmanın en basit yolu hızı takvim gününe değil, stoklu güne bölmektir.
Ayrıca: kesilmiş talep
Satış karışımı · sales mix
Bir mağazanın satışının alt kategorilere, fiyat segmentlerine ve kalıplara nasıl dağıldığı. Mağazanın ne kadar değil, ne sattığını anlatır.
Satış karışımı, bir mağazanın satışının paylarla anlatılmasıdır: satılan adetlerin yüzde kaçı sweatshirt, yüzde kaçı giriş fiyatlı, yüzde kaçı regular kalıp? Paylar mağazanın büyüklüğünden bağımsızdır; büyük ve küçük iki mağazanın karışımı aynı olabilir.
Lumoda’da karışım iki line grubunda ayrı tutulur: sezonluk Collection ve yıl boyu satılan Basic ile NOS. Line, alt kategori ve kalıp Ürün Hiyerarşisi yazısında anlatılıyor.
Ayrıca: satış kırılımı
Satış kaybı · Lost sales
Stok yokken gelen ve satışa dönüşemeyen talebin, başka ürüne yönelmeyen kısmı. Kayıt tutulmadığı için ölçülemez, yalnız kestirilir.
Satış kaybı, müşteri gelip aradığını bulamadığı ve başka bir ürün almadan çıktığı için gerçekleşmeyen satıştır. Hiçbir sistemde satır olarak durmaz; elde yalnızca satış vardır, satılmayan şey görünmez.
Bu yüzden satış kaybı sayılmaz, kestirilir: stoksuz günün talebi, stoklu günlerin satışına bakılarak tahmin edilir. Her karşılanmayan talep de kayıp değildir. Müşteri başka bir ürüne geçtiyse satış şirkette kalmıştır (bkz. ikame).
Bu terim yalnızca stok yüzünden kaçan satışı anlatır. Fiyat, çeşitte hiç olmayan ürün ya da kasa kuyruğu gibi başka nedenlerle kaçan satışlar ayrı konulardır.
Stoksuz gün · Stockout day
Bir ürünün bir mağazada ya da kanalda satışa açıldığı halde rafta hiç bulunmadığı gün. Satış kaybı bu günlerde oluşur.
Stoksuz gün, ürünün satılabilir olması gerekirken stokta bulunmadığı gündür. İki biçimi vardır: gün baştan boş açılabilir ya da gün içinde stok biter. İkincisinde bir kısım satış yapılmıştır ama talebin tamamı karşılanamamıştır.
Stoksuz günü bulmak, ölçünün en az konuşulan ama en zor kısmıdır. Günlük stok kaydı tutulmuyorsa hareketlerden (sevkiyat, satış, iade) geriye doğru kurulması gerekir. Satış kaybı hesabının doğruluğu önce bu günün doğru bulunmasına bağlıdır.
STR · Sell-Through Rate
Sell-Through Rate; satılan adedin gönderilen adede oranı.
STR, mağazaya gönderilen malın ne kadarının satıldığını söyler. Yüzde 90 STR gönderilen her yüz adetten doksanının satıldığı anlamına gelir.
Gönderim kaydı tutulmayan bir veri setinde STR hesaplanamaz — bu yüzden Lumoda
veri setinde sevkiyat ayrı bir tablodur.
Ayrıca: satış oranı, tüketim oranı
Tedarik süresi · Lead time
Siparişin verildiği gün ile malın depoya girdiği gün arasındaki süre. Tekrar siparişte kumaş ve kalıp hazır olduğu için ilk siparişten kısadır.
Tedarik süresi, siparişin verilmesinden malın depoya girmesine kadar geçen süredir. Üretim, kalite kontrol ve taşıma bunun içindedir.
Aynı tedarikçide bile iki ayrı tedarik süresi vardır: ilk sipariş ve tekrar sipariş. Tekrar siparişte numune, kalıp ve çoğu zaman kumaş hazırdır; süre kısalır ama sıfıra inmez.
Ayrıca: lead time
Yaşam eğrisi · Product life cycle curve
Bir ürünün satışının, mağazaya girdiği haftadan itibaren nasıl yükselip söndüğünü gösteren eğri.
Sezonluk bir ürün mağazaya girdiği ilk haftalarda en çok satar, sonra söner. Yaşam eğrisi bu yükselişin ve sönüşün biçimidir.
Eğrinin biçimi geçmiş sezonlardan öğrenilir; seviyesi ise ürünün kendi ilk haftalarından. Tekrar sipariş kararında sorulan soru “ürün tutuyor mu” değil, “ürün geldiğinde eğrinin neresinde olacak”tır.
Ayrıca: ürün yaşam döngüsü